Breaking News

Çocuktuk Büyüdük

Çocuktuk Büyüdük


Bir zamanlar farklı bir ülkede ya da farklı bir coğrafya da değil, aynı yerde aynı ülkede yıllar yıllar önce güzel mi güzel çocuklar vardı, zamanların çok öncesinde…
Gerçekten de masal gibiydi evet. Çocuktuk büyüdük ama eskiyi daha fazla özler daha fazla iç geçirir olduk. Ne günlerdi o günler, nasıl bayramlar yaşardık. Hangi birini anlatsam bilemedim inanın. Her bayram bizim evin halleri nasıl güzel nasıl tatlıydı.

Bayram sabahları tüm ev halkı erkenden uyanırdık. Rahmetli babacığım bayram namazından elinde kırmızı güllerden oluşan buket ve mis gibi böreklerle gelirdi. Nasıl yakışıklıydı nasıl, jilet gibi takım elbisesiyle pırıl pırıl parlardı… Canım benim. Misler gibi parfüm kokardı. Özenle kurulmuş bayram soframıza Mustafa Kandıralı’ nın oyun havaları eşlik ederdi. Neşe içinde edilen kahvaltı sonrası, baştan aşağı yeni alınmış olan kıyafetlerimizi giyer bayramlaşırdık. Annem ve babam bize harçlık verince hemen cüzdanlarımıza koyar mutlu olurduk.
Bizim zamanımızda çocuklar sokağa çıkar oyunlar oynardı. Ne mutlu ki bizde o çocuklardanız. Arkadaşlarımızla sokağa çıkıp bayramlaşır. Bazen de çata pat patlatır eğlenirdik. Bir de erkeklerin en büyük zevki vardı ki( biz kızların ödü patlardı) kız kaçıran atmak… Adı üstünde tam kız kaçıran yani. Cızır cızır ses çıkarır aniden havalanıverirdi. Kibritle tutuştuğu anda ateş saçarak fırlardı. Artık nerede durursa. Bir defasında hiç unutmam; bayram ziyaretine giden bir aile sokaktan geçerken, atılan bir kız kaçıran yüzünden kadıncağızın eteği tutuşmuş panik içinde söndürmüştü. Atanı bulsaydı vay haline. Bir de topaç çevirirdi erkekler. Aslında bizim mahallede ben dahil bir çok kızda çevirirdik. Nasıl çevrileceğini de erkek arkadaşlarımız öğretirdi bize.
Salıncakçı Amca vardı birde. Altı ya da yedi tane oturağı olan eliyle döndürerek hareket ettirdiği seyyar bir salıncağı vardı. Mahallenin çocukları onu görür görmez sıraya geçerdi sallanmak için. Pamuk şekerci ve baloncular da eksik olmazdı. Sokaklar panayır yeri gibi olurdu. Hatta çok enteresan bir şey daha var hatırladığım. Ayı oynatıcılar vardı o zamanlar. Elinde bir sopayla hayvanı yönlendirerek hareket etmesini sağlar, bir de tef çalarak şarkılar söylerdi. Zavallı hayvancağızda zıplayarak eşlik ederdi. Çocuk aklımızla bize hoş gelirdi izlemesi o zaman ama şimdi tek görmek istemediğim bu Ayı dansı gösterisidir kesinlikle. Sokaklardaki bu renklilik akşam saatlerine kadar devam ederdi.
Ancak sokakta geçirdiğimiz vakit kısıtlıydı tabii ki. Ailece eşe dosta yapılan bayram ziyaretleri öncelikliydi. Sokaklar şıkır şıkır giyinmiş insanlarla dolar taşardı. Herkes güya çaktırmadan, birbirini süzer ne giydiğine bakardı. Gidilen yerlerde eller öpülür, harçlıklar ceplere indirilir. İkram edilen şekerler ve çikolatalar biraz yenir birazı da sonra yemek için çantaya atılırdı. Ayrıca ev yapımı baklava olurdu ikramlıkların baş köşesinde. Ohh mis gibi bol cevizli baklava. Bayılırım baklavaya, özellikle anneciğimin yaptığına. Yenilir içilir, sohbetler koyulaşır, hoş vakitler geçirilirdi. Televizyonlarda da bayrama özel programlar hazırlanır, sevilen sanatçıların en güzel şarkıları yer alırdı. Başkaydı kısacası çok başkaydı eskiden her şey. Tadı tuzu yok şimdi hiç bir şeyin. Bayram denilince herkesin aklına sadece tatil geliyor. Günlük koşturmacanın verdiği mental yorgunluktan bıkan her kişi kendini bir an önce huzur veren bir tatilin akışına bırakmak için fırsat kolluyor. Haksız olduğunu söyleyemeyiz birimiz haliyle. Çünkü hepimiz böyle olduk ne yazık ki.
Ben çocukluğumun bayramlarını özledim. İnsanların içtenlikle gülümsemesini, birbirine sarılmasını , uzaktakilerin kavuşmasını özledim. Şimdi artık sadece kuru bir mesajla geçiştirilen ( resimli ve sıradan) bayram kutlamaları. Herkesin toplu mesajla birbirine gönderiverdiği… İki satır içten gelen bir yazı bile değil. O kadar sıradan o kadar özensiz. Bir de ziyaret etmek yerine görüntülü yaptığımız aramalar var. Ne kadar kolaylaştı her şey , Allah razı olsun bu teknolojiden…

Kısacası; çocukluk ve ilk gençlik yıllarımızda geçirdiğimiz bayramlar ile şimdikilerin arasında yadsınamaz farklar var. Keşke o yıllara dönebilme şansım olsaydı. Süslenip püslenip annemle ve babamla kardeşimin elini tutarak büyüklerimin elini öpmeye gidebilsem. Keşke yeniden o yıllarda çocuk olabilsem.

Tülin Erol
11.04.2024/ İstanbul

Check Also

Satın Alınamayan Güzellikler

Satın Alınamayan Güzellikler Kimin gücü yetebilir, alınabilecek ölçülebilecek bir değeri var mıdır bazı şeylerin? Güneş …

Bir cevap yazın