Breaking News

Anlaşamamak Anlaşmak

Anlaşamamak Anlaşmak

Merhaba değerli okurlarım. Sizlerle birlikte olmak ‘çok güzel…’ diyerek yazıma başlamak istiyorum. Yazının başlığında olduğu gibi ‘anlaşamamak, anlaşmak’ ne demektir?.. Sözlük anlamı nedir?.. Anlaşamamak kelimesinin mânâsını sözlükler “İkili ilişkilerde düşünce bazında aynı frekansta olmamak durumu…” diye açıklamaktadırlar… Keza anlaşmak kelimesi ise “Aralarındaki pürüzleri ortadan kaldırarak bir noktada buluşmak, uyuşmak, uzlaşmak…” diye izah edilmektedir. Ancak bu iki kelimenin (anlaşamamak, anlaşmak) insanların, toplumların, dünya yurttaşlarının hayatlarındaki yeri çok, çok, çoook büyüktür…

Pekâlâ, insanlar birbirleriyle neden, niçin anlaşamazlar?.. Niye birbirlerini kırarlar?.. Sonuçta istenmeyen durumlara düşeceklerini göze alarak niye dediğim dedik, ben bilirim tavırlarından vazgeçmezler?.. İşte tam da bu durumda önümüze önemli bir kelime daha çıkmaktadır, ‘dinlemek…’ Evet dinlemek… Sokakta, toplu taşıma araçlarında, pazarda, mağazada, kısaca insanların bir arada olduğu durumlarda ortaya çıkan ağız dalaşlarının, anlaşmazlıkların, kavgaların çoğuna baktığımızda kişilerin birbirlerini anlamadıkları, bibirlerini dinlemediklerini görmekteyiz. Oysa karşımızdaki kişiye söz hakkı versek, sonrasında kendi sorunumuzu ifade etsek, anlaşamamak durumu anlaşmak durumuna dönüşmez mi?.. Elbette dönüşür… En azından bir orta yolda buluşulur… Bazen hepimiz şahit olmuşuzdur. İki tarafta aynı şeyi savundukları hâlde birbirleriyle atışmaya devam ederler. Sonunda utanarak aynı fikri farklı yoldan savunduklarını anlarlar… Buna birçoğumuz defalarca şahit olmuşuzdur muhtemelen…

Dünya ülkelerindeki vatandaşların mutluluk, mutsuzluk, kaygı, endişe duygularının altında yatan durumu da bu iki kelime ile (anlaşamamak, anlaşmak) ifade etmemiz mümkündür. Ancak dünya devletleri yurtdaşlarının mutluluk sıralamalarında üst sıralarda yer almasının sebebini nedir, bu durumu nasıl izah edebiliriz?.. Söyliyeyim… O devletler yurttaşlarının mutluluk sıralarında zirvede olmasını sağlamak için onlarla çatışmak yerine onları dinlemeyi tercih etmelerinden olduğunu, devletlerin politikalarını izlediğimizde görmekteyiz… Şimdi diyeceksiniz ki “Canım hiç sıradan yuttaşlarla devlet oturup anlaşır mı?..” Evet anlaşır…”Nasıl?..” dediğinizi duyuyorum… Efendim bizler, dünya devletlerinin tüm yurttaşları, yönetmeleri için aramızdan vekilleri, başkanları, kısaca yöneticilerimizi seçmiyor muyuz?.. Seçiyoruz… Peki zaman zaman insanlar, toplumlar, yaşadıkları sorunları demokratik yollardan, gerek mitingler yoluyla, gerek sivil toplum kuruluşları yoluyla hükümetlere iletmiyorlar mı?.. İletiyorlar… İşte bu durum karşısında hükümetler yurtdaşlarının söylediklerini dinledikleri, sorunları gidermek için bazı önlemleri alacaklarını ya da söylenenleri kısmen veya bazı nedenlerle yerine getirememelerini gerçekçi bir şekilde halka anlattıkları taktirde ve de halka verdikleri sözleri yerine getirerek, yurttaşları da yöneticilerin kendilerini de mutlu kılmaz mı?.. Elbette kılar… Bunun sonuncunda da halkla devletin anlaştığı memnunlukla gözlenmez mi?.. Gözlemlenir… Nihayetinde tüm dünya vatandaşları hayatlarının daha rahat, refahın daha yüksek olması için yöneticilerini seçer…

Şimdi diyeceksiniz ki ‘bizim ülkemizde de biz yönecilerimizi seçiyoruz, biz de yaşamımızın daha rahat, refahımızın daha yüksek olmasını istiyoruz ama sonuca baktığımızda öyle olmadığını, büyük bir kesimin mutsuz olduğunu görüyoruz…’ Evet… Haklısınız… Ancak ülkemizde bu durumun nedenlerini anlatmaya kalkarsak sayfaların yetmiyeceğini belirtmeliyim… Ben mutlu olmanın önce kendimizden, ailemizden başlaması gerektiğine inanıyorum. Sonra halk olarak birbirimizi anlamaya ve dinlemeye çalışmalıyız. Ben şuyum, o şu, filanca şundan diyerek birbirlerimizle anlaşamayız. Önce dinlemesini öğrenmemiz gerekir. Karşımızdaki kişi ne demek istemektedir?.. Ne anlatıyor?.. Niçin rahatsız?.. Bunları öğrendikten sonra kendimizi anlatmalıyız… Elbette yüzde yüz anlaşma sağlanmasını bekleyemeyiz. Ancak birbirimize saygı gösterirsek, birbirimizi kabul edersek anlaşamadığımız sandığımız kişiyle pekâlâ anlaştığımızı hayretle fark ederiz. Kendi kendimize “Hiç de düşündüğüm gibi bir kişi değilmiş…” kelimesini aklımızdan geçirdiğimiz çok olmuştur değil mi?..

Son olarak şunu söylemek isterim. Toplum olarak aramızdaki anlaşmazlıkları ne kadar aza indirirsek, birbirimizle ne kadar çok bütünleşip anlaşırsak, ilerki günlerde o kadar çok mutlu ve de refahımızın o kadar çok artacağına inanıyorum… Birbirleriyle bütünleşmiş yurttaşların seçtikleri yöneticilerinin ülkelerini daha mutlu edeceği, daha refaha kavuşturacakları muhakkaktır…
Sevgili okurlarım, yaşamınızda anlaşmazlıkların az, anlaşmaların çok olmasını dilerken kucak dolusu sevgilerimi sunarım…
Hoşça kalın…
Ocak 2024

Check Also

Ah Be Çocuk!

Özlem Korkmaz Ah Be Çocuk! Tramvaydayım. Sağ tarafımdaki çapraz koltuklara anne ve ilkokul çağındaki çocuğu …

Bir cevap yazın