Gülten Özgül

GÜLTEN ÖZGÜL (Eğitimci Şair Yazar) 15/08/1965 ‘te Ordu’nun Mesudiye ilçesinde okumaya gönül vermiş bir ailenin altıncı çocuğu olarak dünyaya geldim. Emekli öğretmenim. Evli ve iki çocuk annesiyim. Mesleğimi çok severek yaptım. Üretmek, sorgulamak, genç beyinleri hayata hazırlamak adına tarifsiz emeklerim oldu. Kendi kişilik ve tavrımla da örnek olmaya çalıştım. Sanırım çok kardeşli büyümek hayatta dik durmayı zorunlu olarak öğretiyor insana. Annemizin soba başında anlattığı yorgunluktan devamını getiremediği masallarla büyüdük. Çok terlik dayağını yedik. Onların emeklerine hiçbir zaman saygısızlık etmedik. Ama anne ve baba disiplini bizi bu günlere emin adımlarla yürümemizi sağladı. KTÜ Fen Edebiyat Fakültesi FİZİK bölümünde okurken o yılların ünlü HEY dergisine AHMET SELÇUK İLKAN’ ın GENÇ ŞAİRLER köşesine GECELER adlı şiirim yayınlandı. Tekrar şiir istemine rağmen yoğun ders temposundan dolayı devamını göndermedim. Ama her defter ve kitabımın arası ve kahverengi deri kaplı defterim şiirlerle doldu. Yirmi altı yıl öğretmenlik görevi yaptığım yıllarda da bu tutkumu öğrencilerle paylaştım. Emekli olduktan sonra sosyal ağlarda paylaştığım şiir ve yazılar beğeni aldı ve-- artık bir şiir kitabı çıkar -hayran baskısına uğradım. Özellikle annemin ve tüm köy kasaba ve yakın çevremin ilgisi ve beklentisi arttı. Daha donanımlı olma isteği ile YAZARLIK ATÖLYESİ -1, İLERİ SEVİYE YAZARLIK ATÖLYESİ ve ŞİİR ATÖLYESİ kurslarına katılıp belgemi aldım. Değerli ŞENOL TOMBAŞ atölye hocamın yazma tutkumda desteği sürekli yazacağım hissiyatı verdirdi bana. Ordu Mesudiye gazetesinde NAZ isimli yazımla YAZAR kimliği bana etiketlendi. Ayrıca yakın tarihte çok değerli yazar dostlarımızla ÖYKÜ VE ŞİİR BAHÇESİ adlı antoloji kitabımız HALK EDEBİYAT DERGİSİ yayınlarından kitaplaştırıldı. Uzun soluklu yazma serüvenim TUZ BUZ şiir kitabı ile sizinle buluştu. Sevgili okur severlerim, hasret kokan dağlarımın tüm kır çiçekleri gönlünüze yerleştiği zaman mutlu olurum. Her zaman söylediğim gibi -sizinle bir fazla sizsiz bir eksiğiz. – Üretmek ve daha da büyümek adına çıktığımız bu yolda bizi yalnız bırakmadığınız için şimdiden teşekkür ederim. Saygılarımla...

Ah Canım Kravatım

Ah Canım Kravatım Bu günlere çok sık aklıma geliyorsun. Senin konumunu düşünmeden duramıyorum. Tüm koşuşturmaların içinde insanlar arı kovanı gibi çalışırken, farklı kişilerin boynunda asılı durmak, gün boyu onların taşıdığı heyecan ve stresi yüklenmen, boyun kokusu ve terlerini hissetmen, beni çok ama çok üzüyor. Konumun çok özel tabi. Hani derler ya “medeniyet yuları” diye. Oysa sabah tercih edilen, akşam olunca …

Read More »

İd Ego ve Süperego

İd Ego ve Süperego Günümüzde ego koşar adım günleri tamamlamaya çalışırken daha yukarılarda süperego ona göz kırpar. Oysa sağduyu sessizce onu izler, inişe geçmeyi bile düşünemeyen egoya gülümseyerek sırasını bekler. Çünkü ego çok zaman işe yarasa bile toplumsal olaylarda baskıcı kimliği ile ezici duygularını kabul ettirmeye çalışır. Tabi kendimizi seveceğiz ama canlılar üzerinde “Bildiri Bir” oyunu oynamamalıyız. Bildiğiniz üzere bu …

Read More »

Acılarımızla Yüzleşmek

Acılarımızla Yüzleşmek Sevgili okurlarım zamanı durdurmak ne mümkün. Bizim elimizde olmadan su gibi akıp geçiyor, iklimlerde ekosistemin esiri olarak döngüsünü ona göre sürdürüyor. Biliyorum sizlerden çok ayrı kaldım. Zamanın kayıplarımı ve acılarımı, hasretlerimi hafifleteceği düşüncesiyle durağan bir sürecin içine girdim. Oysa sizlere yazılarımda ve söylemlerimde sevinçlerin paylaşıldıkça arttığını, üzüntülerin paylaştıkça azaldığını söyledim durdum. Pek çok okurum şiirlerimi ve yazılarımı özlediklerini …

Read More »

Oyunbozan

Oyunbozan Sevgili dostlarım zaman çok hızlı geçiyor, ömrümüzün hızını kendimiz bile ayarlayamıyoruz. Doğal afetler, yaşam zorlukları, siyasi gündem derken hayatımızın akış yönü de inanılmaz bir şekilde değişiyor. Sonrasında kendi kimliğimize şamarlar vurup duruyoruz. Gündemleri biz oluşturmuyoruz ve biz istemesek de yol su elektrik olarak önümüze servis yapılıyor. Sürekli oyunbozan bir sürecin kurbanı oluyoruz. Varlığın yoklukla sınandığı bir dönemden geçiyoruz. Dünya …

Read More »

Toprağa Özlem

Toprağa Özlem Sevgili okurlarım zaman ne çabuk geçiyor. Günler aylar birbirini kovalıyor. Dünya gündemi, ülke gündemi derken fakirin sırtına bir yumrukta üzgünüm ekonomik zorluklardan geliyor. Sağlığımızı düşünelim derken yalnızlaşıp sessizleştik ve aile kahkahalarına, o birlikte olmanın gizemine uzak kaldık. Şimdi de zor günler geçiriyoruz. Ramazan ayının bereketi üzerinize olsun, sofralarınız bereketle dolsun. Fakat acı gerçeklerle ne yazık ki karşı karşıyayız. …

Read More »

Şiir’e Divane

Şiir’e Divane Nasıl bir yolcuktur şiir sevdası? Her cümlesinde koca öykülerin saklı olduğu ve dağ tepe tırmandırıp kanyonlara doğru sürükleyen büyülü gerçek. Zengin imgelerle, sitemli sözlerle seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan yazımsı anlatımdır. Aslında şiir dilin doğuşuyla beraber ortaya çıkan bir türdür. İnsanı insana sevdiren, doğayı insanla birleştiren, sevgiyi engin denizlere sürükleyip kayalara çarptıran bir dalgadır ya da size ufukta …

Read More »

Doğa ve İnsan

DOĞA VE İNSAN Ne güzeldir doğayla baş başa olmak. Yamaçlardan yuvarlanmak, kuş sesleri eşliğinde mavi gökyüzünde özgürlüğe tutunmak. Toprağın yağmurla buluşması sonrası o toprak kokusunu içimize çekmek. Yayla çiçeği gibi ruhumuzun güzelliklere serilmesi. Doğanın hazine sandığının kapağını açmak, pınarlarından kana kana su içmek, yaşadığımız coğrafyayı tüm güzellikleri ile tanımak. Bu konuda yazma isteğimin nedeni bu güzelliklerle yaşamanın zenginliği koruma bilincine …

Read More »

Cemre Nereye Düştü

CEMRE NEREYE DÜŞTÜ Pek çok baharlar geçecek ömrümüzden. Kar boran zemheride kalbimize kor ateşler düşecek. Şairler cemrenin önce akla sonra kalbe sonra da bedene düştüğünü anlatırlar şiirlerinde. Sanki adım adım bahara yolculuk yapar cemre. Tayfun Talipoğlu diyor ki şiirinde: “Dilime bu türkü yüreğime bir sevda düştü düşeli yollardayım Gönlüme çoktan cemre düşürdüm Seni sevmek için baharı beklemeyeceğim.” Cemre, ilkbahar başlangıcında …

Read More »

Kendimizi Onarmak

KENDİMİZİ ONARMAK Değerli okurlarım ne güzeldir kendinizle yolculuğa çıkmak ve kendini bulmak. Mevsimlerin kırgınlığını zaman ve renklerle boyamak. Gümbür gümbür akan bir pınardan su içebilmek. Yalın ayak toprağa basarken kokusunu ta içine çekebilmek. Sabah sessizliğinde ayaz, kar, kış demeden işine gidebilmek. Akşam yorgun ama mutlu evine dönebilmek ve sıcacık sofralarda minik ellerle şakalaşıp kahkaha atabilmek. Her şeyden önce nefes alıp, …

Read More »

Hoşgörü

HOŞGÖRÜ Hayatın akışına kapılmış koşa koşa gidiyoruz…hatta yapacaklarımız için zaman bile eksik kalıyor. Gök gürlüyor, su akıyor, adımlarımız sayısını bile unuttuğumuz hızda birbirini kovalıyor, gün kara kaşımıza gözümüze bakmadan gözlerini kapatıyor. İçsel yolculuğumuzla baş başa kaldığımızda ise günü döven düşüncelerle baş başa kalıyoruz. Sudan sebeplerle kaç kalbi kırdığımızı ya da farklı pişmanlıklarla dinlenmek için kısacık kalan dilimi de acı tatta …

Read More »