Maske

Maske

Merhaba, Halk Edebiyatı Dergisi’nin sevgili okurları. Bugünkü konumuz maske olsun istedim. Maske olsun ki, bir kez daha farkındalık yaratalım. Maske, mesafe ve hijyen kurallarına uymadığımız zaman kendimizin olduğu kadar, başkalarının hayatını da riske attığımızı unutmayalım, uyarısıyla sohbetimize başlamak istiyorum.
Geçenlerde bankaya gitmek için Acıbadem Caddesi’ne çıkmıştım.Bir kişinin maskesini koluna taktığını, bir başkasının çenesinin altında tuttuğunu, bir diğerinin de sigara içmek için maskesini takmadığını gördüm. Birkaç genç de bir dükkanın önünde maskesiz olarak sohbet edyordu. Sonra düşündüm. Caddede toplamda yüz kişiyle karşılaşmış olsam on kişi maskesizdi. Yani yüzde on kişi kurallara uymuyordu.
“Zaman, geri getirilmesi mümkün olmayan bir an.” diye başlamıştım bundan önceki bir yazımda. Ne kadar da doğru bir söz değil mi? Dün acısıyla tatlısıyla neler yaşadık? Neler gördük! Yarınlarımızın ne getireceğini düşünemiyoruz artık. Hayallerimiz kalmadı neredeyse.
Son bir yılda corona virüsüyle başa çıkmaya çalışıyoruz, onu yenmek için mücadele ediyoruz. Ediyoruz etmesine de yitirdiğimiz canlarımız ne kadar da çok oldu. Çaresiz aşının bulunmasını bekledik. Aşı çözüm belki ama onun da ne kadar etkili ve yeterli olacağı tam bir muamma. Umarım en kısa sürede biter bu günler. Fakat bizler uzunca bir süre daha maskelerimizle korunmaya devam edeceğiz. Sokaklarda rengarenk maskelerle dolaşan insanlara dokunmamak, yakın mesafede durmamak için çaba sarfedeceğiz. Virüsün ilk görülmeye başladığı zamanlarda maske arama telaşındaydık hepimiz. Sonra maske üretimleri sayesinde her yerde bulabiliyoruz çok şükür.. Çocuklarımız bile bilinçlendi bu konuda. Bazen zorunlu olarak dışarıya çıktığımda sokaklarda hâlâ maskesiz gezen insanlarla karşılaşınca üzülüyorum.
Maskeden söz etmişken diğer maske çeşitlerine de değinelim biraz. Bu konuda geçen gün yaşadığımız bir olayı anlatayım sizlere. Yüzüne taktığı maskeyle torunum bize geldi. Kapıdan içeriye girince, bir de “böööööö” diye ses çıkarmaz mı! Her zaman gelenleri kapıda karşılayan bizim kedicik öyle bir korktu ki, hiç sormayın. Hoplayarak kaçtı ve bir köşeye saklandı. Saklandığı yerde yüreği güm güm atıyordu. Onu saklandığı yerden aldım. Kucağımda başını okşayarak sakinleştirdim. Torunum da çok üzülmüştü. Hayvan sevgisi o kadar fazla ki, onlara hiç kıyamaz. Ona, böyle bir şeyi bir daha yapmaması gerektiğini, yoksa kediciğin ondan korktuğu için yanına yaklaşmayacağını söyledim. Aradan biraz zaman geçince kedicikte korku kalmadı. Yeniden torunumla kalemleriyle oynamaya başladı.
Çocuklarımızla güzel vakit geçirebilmek için kartondan maskeler yapardık. Bunlar, kedi, köpek, ayı, fil, tavşan vb hayvanlara ait yüzler, ya da bir kahraman karakterine ait maskelerdi. En çok da gözlük şeklinde yapılan maskeleri yaptığımızda eğlenirdik. Özellikle ana okullarında eğitimin bir parçasıdır hâlâ. Aslında içinde çocukluğunu yaşayan herkes sever bu tür şeyleri. Kırtasiye dükkanlarında da çeşit çeşit maskeler bulmak mümkün.
Güzelleşmek, cildimizin bakımını yapmak için yüzümüze uyguladığımız farklı maskeleri de unutmayalım. Cildi temizleyen, nemlendiren, akne ve sivilcelerden kurtaran, kısacası cildimizin bakımını sağlayan bu maskeler, krem şeklinde ya da jel şeklinde yüze sürülerek uygulanıyor.
Bir de yüzümüze uyguladığımız öyle farklı bir maske var ki, kimi zaman çok zorlanırız, kimi zaman ise kolayca adapte oluruz duruma. Hangisi mi? Yüzümüze takındığımız duygu maskelerinden bahsediyorum. Örneğin, büyük bir acı yaşamış ve çok üzgünsünüzdür. Ama yapmanız gereken bir işiniz vardır. İşte o zaman acınızı içinize gömer, yüzünüze sahte gülümseme takar ve işinize devam edersiniz. Babamı on üç yaşımda kaybettim ben. O zamanlar annemin bize acısını belli etmemeye çalışmak için yüzüne takındığı maskeyi hala takdirle karşılıyorum. Aynı şeyi biz de ona yapardık. Bu yüzden evimizde ağlamak kadar, gülmek de eksik olmadı.
Ben en çok tiyatro sahnesinin her iki yanında bulunan birisi gülen yüz, diğeri asık yüzlü olan resimleri seviyorum. Tiyatroyu izlerken oyuncuların yüzlerine taktıkları rol maskeleri farklı duygular yansıtır bizlere. O duyguların içinde kaybolursunuz. Gerçek hayatın kendisidir sanki.
Sahi, palyaçolar da maske takar değil mi?
2020 yılı tüm dünya için hiç de hoş geçmedi. Umutlarımızı 2021’e bıraksak da tedbirleri elden bırakmayalım.
Son olarak, “İnsanları yorgun kılan hayat değil, taşıdıkları maskelerdir. William Shakespeare” sözüyle ve “Yeni Yıl” isimli şiirimle satırlarımı noktalamak istiyorum. Selam, sevgi ve saygılarımla. Hoşça kalın.
YENİ YIL

Koskoca dolu bir yıl, Çabucak geçiverdi.
Yeni yeni umutlar, Yüzüme gülüverdi.

Takvimin son yaprağı, Yılın bu en güzel ayı.
Ocak geliyor yine, Yeni yılın ilk ayı.

Yepyeni bir yıl daha, Bilgili çocuklarla,
Boş geçirme gününü, Göster büyüdüğünü.

Gül, eğlen ve neşelen, Seke seke yürürken,
Sanki ümitlerime, Yol açıyor giderk en.

Üzülmek neye yarar, Dostluk ve barış varken,
Birlikte paylaşılır, Güzel günler yaşarken.
A.Gülten KIRICI / 01.01.2002

Check Also

Akıl Başta, His Çocuk Yaştadır

Akıl Başta, His Çocuk Yaştadır. Dün bir arkadaşımla konuşurken ağzımdan şöyle bir cümle çıktı. “İnsan …

Bir cevap yazın