Sorular …

Sorular…

Merhaba değerli okurlarım… Yeniden sizlerle birlikte olmaktan çok mutluyum… Yazıma bir Çin Özdeyişi ile başlamak istiyorum… “Bir sual soran beş dakika müddetle bilgisiz görünür, sual sormayan ise ilelebet bilgisiz kalır…” ve bu güzel özdeyişten sonra yazıma devam etmek istiyorum izninizle… Hiç düşündünüz mü sevgili okurlarım?.. Hayatımız boyunca biz insanların gelişmesine en büyük katkı yapan nedir?.. Bir çok şey yaşantımıza katkı sağlar… Ancak en önemlisi bence sorulan sorulardır… Evet… Sorular… Sorular… Sorular… Bu görüşe katılırsınız, katılmazsınız, ancak biraz düşünülürse muhtemelen bir çoğunuzla aynı noktada buluşacağımdan eminim… Peki soru nedir, ne demektir, neyi ifade eder?.. Kısaca söylemek gerekirse; bir şeyi öğrenmek için birine yöneltilen ve karşılık gerektiren söz ve yazı diye tanımlar sözlük… İşte yedi harften oluşan bu kelime dünyaya gelişimizden dünyaya veda edişimize kadar hayatımızın bütün evrelerinde biz insanları şekillendirmiştir. Nasıl mı?.. Soru sorarak…
Hatırlarsınız çocuklar bebekliğinde, daha konuşamazken her şeyi göstererek “Bu… Bu… Bu…” diye sormaya, anlamaya çalışırlar ilk önceleri… Daha sonraları bir yaş civarında, sorulara cevap vermeye başlayarak annesini, babasını, tanımlamaya başlar ve “Kulağın nerede?.. Burnun nerede?..” diye sorulan sorulara göstererek verdiği yanıtlarla kendini tanımaya başlar ki büyüdükçe sorduğu sorular gittikçe çoğalır, öğrendikçe gelişir, geliştikçe sorar… Yine ilk okuldan, liseyi bitirene kadar, gerek eğitim alırken sorduğumuz sorularla gerek çevre ve yaşantımızla ilgili bilmediklerimiz hakkında sorduğumuz sorularla yetişkinliğe adımlarımızı atarız… İşte asıl olan bu evrede sorduğumuz sorulara aldığımız cevapların doğruluğu bizim toplumdaki yerimizi belirlemeye başlar… Burada biz büyüklere, eğitimcilere düşen görev, gençlerimizin sorduğu sorulara doğru yanıtlar vermek olacaktır. Yanıt verirken başımızdan savmak yerine her zaman doğrular üzerinde durmalı, asla bilmediğimiz sorulara yanlış cevaplar vererek, gençlerimizi yanlış mecralara sürüklememek önceliğimiz olmalıdır…
Evet… Üniversiteye, yüksek eğitime başlayacak, artık yetişkin olan gençlerimiz, hangi mesleğe yatkın olduklarını, geleceklerini şekillendirecek, mutlu olacakları meslek hangisi olmalıdır sorularını kendilerine defalarca sormalıdırlar… Mesleklerini seçen, eğitimlerine başlayan bu gençlerimiz, bu rekabet ortamında eğitimleri bittiğinde başarılı olmak için ne yapmaları gerektiğini, kendilerini ne şekilde donatacakları sorularını tekrar tekrar sormalıdırlar… Bu konularda kendilerini kanıtlamış, uzmanlaşmış kişilerle irtibata geçerek hangi yolu izlemeleri hakkındaki soruları, doğru yanıtlar alana kadar usanmadan sormalı ve bunun sonucunda da yollarını belirlemelerinin kolay olacağını bilmelidirler…
Peki sorular bu kadarla biter mi?.. Hiç biter mi?.. Hayata atılan gençlerimiz bu sefer de daha zorlu sorularla karşılaşacaklarını unutmamalıdırlar… İş bulabilecekler midir?.. Kendi eğitimi ile ilgili bir işte mi, yoksa bulduğu başka herhangi bir işte mi çalışacaktır?.. Yaptıkları işe karşılık yaşanabilir bir ücret alabilecekler midir?.. Gençlerimizin bu soruları kendilerine devamlı sorduklarını hepimiz biliyor ve duyuyoruz… Arkadan daha da büyük gelen sorular hemen her gencimizin başına gelmiştir ve gelecekte de bir çok genç insanımız bu soruları kendine soracaktır… Nedir bu sorular?.. Evlilik üzerine olan sorular… Evet… Kiminle evleneceklerdir?.. Evlendiler, anlaşabilecekler midir?.. Anlaştılar, ailelerini rahat geçindirebilecekler midir?.. Barınabilecek bir eve sahip olabilecekler midir?.. Ailelerinin sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilecekler midir?.. Gençlerimiz bu sorularla boğuşarak toplumdaki yerlerini almaya çalışmaktadırlar… Gerçi kendilerine sordukları bu sorulara tatmin edici bir yanıt bulabiliyorlar mı?.. Bilmiyorum…
Dedik ya, sorular biter mi?.. Bitmez tabii… Hayatımız soru… Bazen kendimize sorarız… Niçin varız?.. Ne sebeple yaratılmışız?.. Bu kadar niye koşuşturuyoruz?.. Gayemiz nedir?.. Elbette bu sorulara kesin yanıtlar vermek zor olacaktır… Ancak ben bu dünyada hepimizin bir görevi olduğuna inanıyorum… Ve dünyada bu sebeple bulunuyoruz diye düşünüyorum… Sorulara devam edelim… Bir araba almaya kalktığımızda, bir ev almaya kalktığımızda, arabanın özelliklerini, evin özelliklerini sormaz mıyız?.. Sorarız… Hem de en ince ayrıntısına kadar… Bir yerden başka bir yere taşınırken o mahalle nasıl bir mahalledir?.. Araştırıp sormaz mıyız?.. Araştırıp, sorarız tabii… Tatile gideceğimiz şehir veya ülkenin havasından tutun da, fiyatlara kadar araştırıp sormaz mıyız?.. Elbette sorarız… Yani tüm hayatımızın sorularla şekillendiğini ve muhtemelen herkesin de bunun farkında olduğunu sanıyorum… Ancak çok önemli olduğunu bildiğim sorular da var ki o da yaşadığımız ülke ile olanları diye düşünüyorum… Evet… Nasıl bir ülkede yaşıyoruz?.. Ülkemiz de rahat yaşıyor muyuz?.. Ülkemizin olanaklarından yeterince herkes yararlanabiliyor mu?.. Bizler ülkemize yeterince katkıda bulunabiliyor muyuz?.. Kendimizi rahat ifade edebiliyor muyuz?.. Ülkemizle ilgili daha bir çok sorular sorabiliriz… Ama bu sorularımıza yanıt bulmanın yolunun, bizleri yönetenleri seçerken, ülkemizle ilgili tüm soruları sorduktan sonra, vereceğimiz yanıtlarla şekilleneceğini bilmeliyiz…
Pekâlâ… Bir diğer önemli sorular yumağı daha vardır ki bu da toplumdaki yaş almış, yaşlanmış kişilerin hepsini ilgilendirmektedir. Hani derler ya “Ununu eleyip, eleğini asmış…” diye. Bu söz benim çok hoşuma gider gider ama öyle midir acaba?.. Tabii ki değil… Hangimiz her şeyimizi tam olarak yapıp, artık kenara çekilip dinlenmek zamanıdır diyebiliriz?.. Diyemeyiz tabii… Bu yaş almış, yaşlanmış kişilerin de kendilerine sormakta ve devamlı soracağı sorular da haliyle vardır ve olacaktır… Bu soruların başında “Daha çok şey yapabilir miydim?..” gelir… “Çocuklarıma daha çok bir şey bırakabilir miydim acaba?.. Soruları birçok kişinin aklından geçmektedir muhakkak… Bu kişiler ömürlerinin son günlerini bu yanıtı olmayan sorularla geçirmektedirler çoğu zaman… En çok sordukları sorulardan biri de “Nerede hatâ yaptım?..” diye hayıflanmalarıdır…
Sevgili okurlarım… Sorular hakkında daha birçok şey söylenebilir. Buna sayfalar yetmez. Ancak ben kısaca hayatımızın tüm evrelerinde bizleri şekillendiren, hayatı anlamamıza sebep olan, doğru ve yanlış adımlarımızı bize gösteren soruların öneminden kısaca bahsetmek istedim. Son olarak sorularla ilgili başka bir durumu da belirterek yazıma son vermek istiyorum. Artık sona geldiğini düşünen yaşlı büyüklerimizin son sorularının da “Ben iyileşemeyeceğim galiba…”, ”Bu ilaçlar iyi gelecek mi?.., “İyileşebilecek miyim doktor?..”, “Vakit geldi artık…” diye sordukları sorular olduğunu hepimiz biliyoruz… Ne yazık ki acı ama hayatın bu gerçeğini de bilmeliyiz ve bu yaşlı büyüklerimizin bu sorularına güzel yanıtlar vererek onlara destek olmalıyız diye düşünüyorum… Hepinizin sorulara kolay yanıtlar bulmanızı dilerken kucak dolusu sevgilerimi sunarım…
Hoşça kalın…
Nisan, 2022

Check Also

Halk Edebiyatı Dergisi Yazarları Türdeb/ Uluslararası Dergi Fuarında Okurlarıyla Buluşuyor!

Etkinlik: Halk Edebiyatı Dergisi Mehmet Ballı / Tarihi Roman Saat: 15. 00-16.00 Dergi Yazarları İmza …

Bir cevap yazın