İd Ego ve Süperego

İd Ego ve Süperego

Günümüzde ego koşar adım günleri tamamlamaya çalışırken daha yukarılarda süperego ona göz kırpar. Oysa sağduyu sessizce onu izler, inişe geçmeyi bile düşünemeyen egoya gülümseyerek sırasını bekler. Çünkü ego çok zaman işe yarasa bile toplumsal olaylarda baskıcı kimliği ile ezici duygularını kabul ettirmeye çalışır. Tabi kendimizi seveceğiz ama canlılar üzerinde “Bildiri Bir” oyunu oynamamalıyız. Bildiğiniz üzere bu oyunda bir kişi öne eğilip belini kamburlaştırır. Diğer oyuncular sırayla, birdirbir tekerlemesinden kendi sırasındaki dizeyi söyleyerek ebenin üzerinden atlar. Oyunun bir varyantında atlayan oyuncu en sona geldiğinde kendisi de eğilir. Oyun başka birinin atlayamamasına kadar sürer. Hayat böyledir. Her çıkışın bir inişi vardır. Bu yarışları yaptıran içimizde doyumsuz hayvan “İd” tir. Kendisini sadece ihtiyaçlara göre ayarlayan, eleştiri kabul etmeyen, güdüsel, durulamayan yanımızdır. Buna verilebilecek en iyi örnek cinsellik, saldırganlık, açlık, kin vb. bu yönü ağır basan birey vicdan olgusundan yoksundur. İd duygusunu frenlemek için Ego dediğimiz kişisel savunma mekanizması devreye girer. Yaşam direnç evrelerinde tadında olduğunda gelişmemize de faydalıdır.
Freud’a göre ise benlik(ego) doğa ya da çevre ile id arsında bir denge unsurudur. Alt bilinç(id), acıktığı zaman bebeklik dönemimiz gibi hemen bir şeyler bulup yemeği amaçlar. Ancak benlik yani ego bunun daha uygun bir zamanda olması veya olmaması gerektiğini hatırlatarak onu dizginler. Üst benlik yani süperego kural ve değerler bütünlüğü içinde insana yön veren bölümdür. Yani id Freud’a göre ilkel benliktir. Yaradılış öykümüzle birleşen en önemli yanı ise vicdandır. Vicdan denildiğinde hemen aklıma şu fıkra gelir:
Neyzen bir gün perişan bir şekilde yolda yürürken, cebinden çıkardığı yüz lirayı Neyzen ‘e uzatan değerli bir kişi:
-Tevfik Bey, bu para biraz önce mendilinizi cebinizden çıkarırken sizin cebinizden düştü. Alın paranızı deyince.
Zavallı sanatkâr, gözlerinde iki hüsran damlası ile bu kişiye bakmış;
-O sizin pırlanta kalbinizdir, der.
Kendimizin savunma mekanizması olan ego, toplumsal dengeleri kurmada önemli bir rol oynarken, gelişmemiz için süperegoya da ihtiyaç var. Ama yakmadan, dökmeden, ezmeden. Sadece kendimizi geliştirmek için ve toplumsal faydalar sağlamak için tabi ki. Dozunda. Bizi biz yapan değerlerle harmanlanarak, iyilik, sağduyu, vicdan gibi toplumsal olgularımızı koruyarak yola çıkmalıyız. Bunlar olmazsa yarış atı gibi olur insanca yaşamayı unuturuz. En başta kendimize zarar veririz. Çünkü diğer insanlardan kendimizi üstün gördüğümüz için yalnızlık kaçınılmaz olacaktır. Uğraşmadan edinilen varlığın ve sosyal medya görkemli şovlarının ego, süperego ile ilgisi yok bence, tek cevabı var şımarıklık. Zaman zaman çocukluğumuzu özleriz ya. Bence benlik duygumuzun tam gelişmediği id halimizde motor ve duygusal becerilerimizi gerçekleştiremediğimiz için daha masum hallerimizdi.

Ego dozunda olduğunda kişiliğin korunması, gerçeğe uyum ve çatışmaların çözümlenmesi noktasında işe yarar. Öz-önem ve öz- farkındalığa yardımcı olur. Fakat davranışlarımızı ve alışkanlıklarımızı değiştirmeye çalışırken karşılaştığımız en belirgin engellerden biri de egomuz olabilir. Kulağa basit gelebilir, ama işlerin yapılması söz konusu olduğunda egomuz birincil engeldir. İyi yönü ise bunu fark edip olumlu ilerleme için bir plan ile harekete geçen yine bizler olacağız.
Kişisel vizyon ve misyonumuza odaklanırsak ben duygusundan biz duygusuna geçebiliriz. Bunun için hatalarımızla yüzleşip onları kucaklamalıyız. Kendimizi affedip bize ne öğrettiğine odaklanmalıyız. Başka insanlarla çatışmaya girdiğimizde empati penceremizi hemen açarak, temiz havanın güzelliğine bırakıp, egomuzun doğurduğu agresif tutumu da törpüleyerek daha insancıl çözümler üretmeliyiz. Davranışlarımıza duygu yükünü yüklemeden objektif bakış açımızı devreye sokmalıyız. Yani tepkiye odaklı değil, geçerli yanıtı bulmaya çalışarak ya da karşı tarafa onarıcı zaman tanıyarak uzlaşma yolunu bulmalıyız. O zaman id, ego, süperego kişilik tartınızda kendi yerini bulacaktır. Sevgi ve Saygılarımla.

Check Also

Zulmün Tarafsızlığı Olmaz!

Zulmün Tarafsızlığı Olmaz! Ne garip bir zaman diliminden geçiyoruz… Geçiyoruz diyorum zira, atlatılmış onca savaş, …

Bir cevap yazın