Breaking News

Halk Edebiyatı Dergisi’nin 46.Sayısı Çıktı!..

Bu sayımızda :

Özel Dosya:
Gelin Kayaları/ Şenol Tombaş
Yeşil Askerler/Halime Akgün Elcil
Bekir Sıtkı Erdoğan Efsanesi / Halil Gökkaya
Kızıl Ziyaret Efsanesi/ Bülent Polat
Mehmet Mücahit Yurteri / Nebiler Köyü
Ziro Gölü/ Özlem Korkmaz
Gelincik Kayası Efsanesi/ Ünal Gündoğdu

Röportaj:
Gülten Özgül: Eğitimci Şair Yazar Besteci Yekta Aydın ile yazma tutkusu üzerine hoş bir sohbet.
Serkan Akkoçak: Meltem Yanıkoğlu ile “Sıra Dışı Bir Gün” kitabı üzerine söyleşi .

Mehmet Ballı: Üstat Sezai Karakoç ile Röportaj Tadında Bir Gün
Faruk Gökbulut : Mona Roza Yasta

Masal
Selvi Kız/ Süheyla Acar

Yazarlar :

Ahmet Duran, Nursel Yeşilyurt , Ayşe Gülten Kırıcı, Mahir Sürmelibey, Soğmen Özsu, Hızır İrfan Önder, Nursel Koçak, Nuray Dabakoğlu, Mevlüt Yavuz, Buket Özçelik, Süleyman Korkmaz, Eyüp Satılmış Şen, Hüseyin Genç, Olgun Karakaya, Olgun Karakaya, Mihrinaz Ferhan Arduç, Seda Alkan, Belgin Yüksel, Erkan Altay, Gülten Özgül, Gamze Bozkurt, Halil Kurban, Songül Yıldız, Savaş Aşçı, Buket Alagöz, Selin Ceyda Bozkurt, Zeynep Tombaş, Meryem Mahir, Nezih Yıldırım, Umut Özkan , Faik Kumru
Başyazı:
Mücadele Yegâne Mücahittir
Değişim canımızı yaka yaka dönüştür bizi. Çünkü insan dönüşümün çocuğudur. Çağa ayak uyduramadığımızda, çağ bize ayak uydurmayı bırak, üzerimize basarak geçer. Belki de edebiyat dergileri kâğıttan bedenini kaybetse de ruhuyla dijital olarak yaşayacaktır. Ancak ruha beden elbisesinden daha güzel ne yakışabilir? Yazılı medyanın bir unsuru olan dergiler, giderek yerlerini sanal dergilere mi bırakıyor? Bilhassa kültür dergiciliğinin işlevi hangi yönde ilerleyecek? Bu sorular sivrisinek gibi son günlerde ısırıyor bizi. Esasında bizim gönlümüzde serpilen çınar belli, fakat maddi-manevi zorluklar doğal olarak bizleri arayışlara itiyor.
Ülkemizde edebiyat dergilerinin dağıtımı çok yetersiz. Çünkü yüksek dağıtım bedellerini karşılamak oldukça zor. Kargo parasının derginin abone bedelini geçtiği yerde artık varın hesabını siz yapın. Bütün bunlarla birlikte, basılı materyallerin hazırlanması, yayınlanması ciddi bir emek ve bütçe isteyen bir iş olmuştur. Emeğimizden veriyoruz, cebimizden veriyoruz, dergicilik gönüllü canımızı vermektir, bütün bunları da biliyoruz. Fakat birileri milletin kültürü adına olağanüstü kahramanlıklar yaparken, birilerinin fahiş fiyatlarla ya da başka zorluklarla emekçilerin işini daha da zorlaştırmaları neyin nesidir?
Bin an için mecburen düşünüyoruz: Dijital yayıncılık sayesinde bu harcamalar minimal düzeyde kalacak ve üstelik kitapları, dergileri, kaybetme, eskime, yer kaplama, abone ya da bayi sorunu vb. dertler de en aza inecektir. Düşünmesi kolay, fakat çevrim içi eğitimler, yüz yüze eğitim gibi verimli oldu mu? Bedeni olmayanın yaşamından bahsedebilir miyiz? Elle tutmadan, kâğıdın kokusunu almadan, sevgilinin yollarını gözler gibi derginin yolunu gözlemeden, ne kadar olabilir, olması gerekenler? Elbette basın, yayım dünyası dijitalin de sınavını verecektir. Gazetelerin bile artık internetten takip edildiği bir dönemde basılı olarak dergi çıkarmak oldukça zordur… Fakat bu zorluk daha çok artan maliyetlerdir.
Edebiyatı seviyorsak mazisini de bilmeliyiz. Bu gerekli durumu fark ettiğimizde karşımıza dergiler çıkar. Çünkü edebiyat o sayfaları yaşam alanı olarak yani toprakları olarak görmüştür. Edebiyat gündemini olabildiği kadarıyla dergiler tutmuştur. Bu anlamda da her bir dergi çıkartan kişi kendi edebiyat beyliğinin hakanıdır. Fakat kabiliyeti sayesinde geniş topraklara yayılarak beylikten imparatorluğa da gidebilirler. Büyümüyorsan ölüyorsun demektir.
Edebiyat dergileri toplumun sorunlarını en üst perdeden irdeler. Güncelin çöplünde kaybolmazlar ve bütün bu atıl unsurları ayıklayarak yaşama katkı sağlarlar. Edebiyatın ve yaşamın nereden gelip nereye gittiğini anlamak için dergiler yegâne kaynağımızdır. Dergiler günceli durdurup dinlendirir, ağır ağır hayatı yorumlar, olanlara sanatsal bir tılsım saçar. Gazeteler daha çok popüler hayatın, siyasetin nabzını tutar.
Dergiler yazarlara sabrı öğretir. Dergiyi ayakta tutacak fikirler önemlidir. Edebi anlamda ortaya koyulan hedefler de çok kıymetlidir. Her şey mütemadiyen zayıflarsa hastalık kaçınılmazdır. Mücadele yegâne mücahittir. Dergiler usta-çırak ilişkisinin devam ettiği mekânlardır. İçi boşaltılmış bazı kolaylıklar zorluğu ve ileride daha büyük problemleri, bazı kutsal zorluklar da birçok kolaylığı ve güzelliği beraberinde getirebilir.
Kültür dergilerini ve ticari dergileri birbirinden ayırmak gerekir. Yazar edebiyat eseri üretir, fakat kâğıt üretemez. Bu anlamda sanatçı toplumun ihtiyaç duyduğu maddi-manevi güzellikteki eserleri meydana getirir, fakat toplum yaşayabilmesi için sanatçıya aynı desteği göstermelidir.
Bazı şairlerin ve yazarların, hep dergilerde yazdıkları, kitap yayınlamayı pek umursamadıkları ortadadır. Yani dergiler yazarların çıkmayan kitapları olmuşlardır, edebiyatın özgürlük meydanıdırlar, fikirlerin gül bahçesidirler, gençlerin yazmak için motivasyon kaynağı olmuşlardır, edebiyatın başkentidirler, edebiyat ekollerinin ev sahibidirler. Ötelenenlerin, görmezden gelinenlerin, yok sayılanların sesi olmuşturlar. Yeni ve özgün içerikler önce dergilerde yer bulur.
Velhasıl bu kadar güçlü misyonları olan edebiyat dergilerine sahip çıkmak gerekir. Dergilere devlet destek çıkmazsa, halk destek çıkmazsa kim destek çıkar? Dijital yayıncılık ne kadar bu misyonları yerine getirebilecek zamanla göreceğiz. Fakat ağacın yerini ağacın fotoğrafı alamaz. Güneşin görevini güneşin resmi yapamaz. İnsanla, insanın gölgesi bir değildir. Bazı kolaylıklar sıradanlığı ve basitliği de beraberinde getirebilirler, bu çöplükte kaliteli olanı bulup meydana getirmek daha çok zaman kaybına neden olabilir. Belki de bütün bu olumsuzluklar bizi daha güçlü bir şekilde kâğıttan sayfaların arasından gülümseyen dergi ve kitaplara dönmemizi sağlayacaktır. Bu yüzden dergilere sahip çıkmalıyız, onların elinden geleceğimiz olan çocuklar gibi tutmalıyız. Bu anlamda mücadele bizim için, içimizde hissettiğimiz kutsal bir ruh gibi ölümsüzdür. Cahit Zarifoğlu’nun da söylediği gibi: “Bugün, bugün değilse yarın, yarın değilse öbür gün, bu karanlığı yeneceğiz.”
Şenol Tombaş

Check Also

Dünya Kabartma Günü

Özlem Korkmaz Dünya Kabartma Günü Geçen aklıma geldi. Niçin her güne bir dünya günü var …

Bir cevap yazın