Faruk Yılmazer’in Hikâye Kitabı: “Kabul Saati”ne Dair…

Kitap Tanıtım Yazısı

Faruk Yılmazer

“Kabul Saati”

(…..   …….)

10405687_10206036104995367_5199907522535257470_n

Bir duygunun, tasarının ya da güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tümüdür sanat. Düşünce, duygu ve hayallerin güzel ve tesirli biçimde anlatılması sanatıdır edebiyat.

Herkesin her şeyi görmesinin mümkün olmadığı ve eğer olsaydı tüm lezzetlerin yitirileceği düzende, algıları diğerlerinden farklı ve fazla çalışır insandır sanatçı. Üstadın muşamba dekor diye tasvir ettiği kainatın ardındaki hakikate ulaşmak için, dekoru tırnaklarıyla kazımaya çalışan insandır.

Halk Edebiyatı Dergisi Yayınları’ndan çıkan Faruk Yılmazer’in “Kabul Saati”  isimli hikâye kitabı kısa zaman önce raflardaki yerini aldı. Dokuz kısa hikâyeden oluşan kitap 160 sayfa. Hakikati ararken kanayan tırnakların acısını, hemen her hikayede hissetmek mümkün.

     “Gerçekleri görmek istiyorsan, önce masivaya sırt dönmen gerektiği gerçeğini kabul etmelisin.” (Uykudan Sonra, Sayfa 123)

Varılacak hedef aynı olsa da; yolların çokluğu, bulunulan konumun görünür derecesi farklı yansımalar oluşturur insan beyninde. Ve çoğunluğun karar mekanizması farklı açıları tümleyerek çeşitliliği en aza indirger. Bu indirgeme, nedense aslına aykırı bir yön çizerek yaklaştırması gerekirken teklikten uzaklaştırır. Neticede sanatçı (yazar) devreye girerek farklı yansımaların yeniden ışıldamalarını sağlar. Bollaşan çeşitlilik ve farklı bakış açılarının getirdiği düşünce zenginliğinin, hedefin tekliği konusundaki bir uyanışı da beraberinde getireceği düşüncesidir istenen.

Eserdeki hikâyelerin bütününün altında yatan manaya bakıldığında, hep bu uyanışa bir davet olduğu görünür.

Kabul Saati, gördüklerimizin gördüğümüz gibi olmayabileceğini anlatıyor bize.

Kabul Saati; sebepler kümesinin, örtülenmiş pek çok alt kümesinin olabileceğini anlatıyor.

Kabul saati; bulmak için aramanın gerekliliğini, yardım etmenin, affetmenin, hayal etmenin, en nihayetinde kabul etmenin huzurunu anlatıyor.

Kabul Saati, metaforların ustalıkla kullanıldığı bir hikaye kitabı. Hayatın kötü anları; hayallerin, iyiliğin, dostluğun ve en çokta duaların gücüyle güzel bir sonuca bağlanıyor çoğu zaman.

“Benim için her kitap, kısılıp kaldığımız bu gezegenden başka alemlere geçmek için bir kapı” diyor Faruk Yılmazer. “Okumaya başlamak, o kapıyı aralamak. Yazmaksa kapıdan başlayarak tüm yolun ve mekanın tuğlalarını kendi ellerinle örmek. Tekliğe varana dek.”

  “Masalardaki boş bardakları topladı Hakkı, alelacele. “İki çay daha doldururum beraber içeriz” diye düşünüyordu. İnsanlara yardımcı olarak mutlu olmalarını sağladıkça, kendi de mutlu olan Gezgin’e soracağı pek çok soru vardı daha. İki gündür bekleme salonu vazifesi gören bahçede ki hüznü, bitpazarından toplanmış maddi hiçbir değeri olmayan eşyalarla neşeye çevirmişti.

     Geri döndüğünde, artık orada olmadığını gördü.

     — Öyle ya, dedi. Daha yakalanacak pek çok tren olmalı.” (Seyyar Alıcı, Sayfa 138)

bizimedebiyatimiz.com Haber Müdürü:Ayşe Çetin

Check Also

Halk Edebiyatı Dergisi’nin 48. Sayısı Çıktı!..

Gençlik ve Fetih / Halil Gökkaya….4 İstanbul’un Fatihleri / Halil Gökkaya..4 Emanet Çocuk / Bekir …

Bir cevap yazın