Eyvah!..

Eyvah!..

Ne çok konuşuyorlar, ne kadar çok ses çıkıyor… Hâlbuki kırk beş binden fazla insan sessizliğe, sonsuz suskunluğa gömüldü. Kırk beş binden fazla insanın sesi artık hiç duyulmayacak. Onlara saygı için bari biraz sussalar.
Enkaz altında binlerce can kaldığında konuşmaya başladılar, onlar soğuk betonların arasında sonsuz sessizliğe gömüldüler; konuşanlar hâlâ susmuyor.
Birbirlerini suçluyorlar, suçlu arıyorlar; bu ağır yükü kaldırmak çok zor olduğu için başkalarına yüklemek istiyorlar. “Biz değiliz suçlu, bakın biz neler yapıyoruz, ne kadar çok çabalıyoruz, biz her zaman zaten böyleydik…” diye telaşa düşüyorlar. Öne çıkmak, kendilerini göstermek, kendilerini ispatlamak derdindeler, hepsi… Aslında kendilerini düşündüklerini hissettiriyor bu davranışları; farkında bile değiller.
Bakın, kırk beş binden fazla insan artık yarış yapamıyor. Kırk beş binden fazla can, birkaç dakika içinde soluksuz kaldı. Onlar yarış yapmayı bırakın, konuşamıyorlar bile!
Geride kalanlar peki! Onlar yaşıyor mu? Bedenleri eksilmiş, ruhları perişan olmuş olanlar yaşıyor mu? Gepegenç insanlar kollarını, bacaklarını kaybetti; bedenleri enkaz altından kurtulup ruhlarını enkaza gömen on binlerce insan var. Neyi konuşuyorsunuz siz? Neden yarışıyorsunuz?
Yapın yapacağınızı. Yardımlarınızı yapın çıkar gözetmeden, sadece Allah rızası için koşturun. Hayatta kalmış ama ruhları enkaza dönmüş insanlar için çadır getirin, prefabrik evler inşa edin, para, eşya yardımı yapın; ama ne olur susun Allah aşkına!
Suçlu aramayın! Onu Allah da biliyor kulları da… Merak etmeyin, herkes her şeyin farkında. Siz konuşsanız da konuşmasanız da herkes her şeyin farkında… Hepimiz bu milletin bir parçasıyız. Biz iyi biliriz kendimizi, siz anlatmaya çalışmayın. Onurunuzla, mahcubiyetinizle, yürek yanıklığıyla başınızı öne eğip susun sadece!
Maalesef ibret alamıyoruz. Çok konuşuyor, az düşünüyor, bu yüzden göremiyoruz.
Depremin vurduğu kentlerden göç edenler, gittikleri şehirlerde, bazı fırsatçıların kira fiyatlarını yükselttiğini görüyor. Eminim çoğu acı acı gülüyordur. Bir zamanlar onların içinde de ev sahibi olup hırs içinde kira yükseltenler, kiracısına baskı yapanlar vardı. Şimdi o evleri de kiracıları da yok artık. Bu yüzden o fırsatçılara acı acı gülüyorlardır…
Kiraları yükseltmek şöyle dursun, düşüreceğimize, o insanlar hayatlarını yeniden kurana kadar destek olacağımıza biz ne yapıyoruz?.. Sabah akşam suçlu arayacağımıza dönüp kendimize bakmalıyız. Suçlayıcı dil kullanmayı bırakıp kenetlenmeliyiz. Biz ise, bu felakette bile ayrışıyor, ibret almıyoruz.
“Eyvah!” diyorum bu yüzden. Eyvah ki ibret almazsak, korkarım daha beter olacak! Eyvah ki böyle giderse daha büyük felaketler kapımızı çalacak!
Anlamıyorum, daha ne olması gerekiyor? Aklımızı başımıza almamız için gök yarılıp tepemize mi düşmeli? Volkanlar patlayıp ülkemizi tamamen yakıp kül mü etmeli?
Eyvah, ülkem anlamıyor! Eyvah, gözler hırs ve dünya sevgisi ile kör olmuş, geleceği göremiyor! Eyvah, korkarım ki daha büyüğü çağırılıyor!

Nursel Koçak

Check Also

Aşkı Bile Kirlettik!

Aşkı Bile Kirlettik! Aşklar vardır; tarihe geçmiş imrenilmiş, Aşklar vardır; itiraf edilememiş başlamadan bitmiş. Aşklar …

Bir cevap yazın