Akıl Başta, His Çocuk Yaştadır

Akıl Başta, His Çocuk Yaştadır.


Dün bir arkadaşımla konuşurken ağzımdan şöyle bir cümle çıktı. “İnsan çocukluğunun toplamıdır.” Hak verdi bana. Siz de haklı buluyor musunuz? Haklı ve hakkaniyetli… Yetişkinliğe haksızlık etmek istemiyorum ama siz yetişkin bir insanın boyunun uzadığına, dişlerinin dökülüp yeniden geldiğine, yaralandığında derisinin hiçbir şey olmamış gibi yenilendiğine şahit oldunuz mu? İnsanın duygularının da böyle olduğunu düşünüyorum. Kemikleşmiş, vücuduyla bütünleşmiş bir iskelet sistemi gibidir aslında hislerimiz. Kafa yapımızın içine sinirlerle, bağlarla, dokularla nüfuz etmiştir. Beynimizin içindeki düşüncelerimizin arasına damarımızdaki kan gibi yerleşmiştir. Kalbimizin bütün organlar arasındaki kan alışverişi gibi beynimizin içi de sürekli duygu alışverişindedir. Duygularımız kesildiğinde ölü gibi yoğunlaştığında da deli gibi oluruz. Sinir krizleri geçiririz kalp krizi gibi ya da damarlarımız tıkanır beynimiz felç olur düşünemeyiz.
Nasıl ki sonradan bedensel olanı değiştiremeyiz, nasıl ki gözümüz maviyse mavi, yeşilse yeşil, siyahsa siyahtır lens taktığımızda dahi o doğal renge erişemeyiz. İşte duygularımız da böyledir. Bu dünyaya gelirken getirdiğimiz bir duygumuz var ise üstüne büyüyene kadar ne eklersek o kadar gelişiriz. Sonra artık bedenimiz gibi duygularımız da kemikleşir. Belki kaslarımızı geliştirir gibi duygularımızı şişirebiliriz. Kimi zaman doğal kimi zaman yalancı proteinlerle ama çok zorlayıp kaslarımızı yırtabiliriz de.
Kıkırdaktan cümleler kullanmak istemiyorum çünkü konu hassas. Nihayetinde hassasiyetimizi de büyüdükçe biriktiririz. Nasıl bir ailede büyümüş, nasıl ebeveynlerle yetişmiş, nasıl bir kültürün içine doğmuştur. Nasıl bir okulda eğitim görmüştür. Ne kadar ilgi görmüş, ne kadar sevildiğini hissetmiş, kendine ne kadar kızılmış öfkelenilmiştir, işte bunların toplamıdır insan.
Bir şey sorduğunda kendisine verilen cevap şeklidir yarın büyüdüğünde eşine gösterdiği tepki. Dün hata yaptığında karşılaştığı şekilden ibarettir bugün çocuğuna gösterebileceği etki. Kendisinden cevap bekleyen patronuna küçükken öğretmeninin verdiği müsamaha kadardır açık yürekliliği. İşe geç kaldığı sabah, eve geç gittiğindeki akşamların azarlanmalarına bulduğu bahanelerdir ürettiği. Bir yere gitmek için annesinden izin alması gerektiğinde söylediği yalanlardır eşinin “Nereye?” sorusuna türettiği. Okulu ektiği günlerdeki gibidir akşam yemeğini boş geçişleri. Ne kadar ödevini yaptığıdır bugün ne kadar çocuklarıyla ilgilendiği. Dün okul formasının üstüne taktığı zorunlu kravatına bugün emniyet kemerine gösterdiği ehemmiyeti. Ne kadar sevgi gördüğüdür bugün herkesi ne kadar sevdiği.
Metro’da giderken bir gün ya da kalabalık bir caddede yürürken yahut bir sıra beklerken, lütfen çevrenize bir bakın aslında küçük küçük kocaman insanlar göreceksiniz. Dikkatli ayrıntılı gözlerle bakın. Hepsini çocukluk hallerinde düşünün. Aynı böylelerdi.
Trafikte dururken, şerit kaparken, yol verirken, dün bahçede ittiği oyun arkadaşlarını itmesi gibidir hareketi. Babasının annesine duyduğu saygı kadardır bugün kadınlara göstereceği ya da annesinin aşıladığı nefretidir dilindeki bu erkek milleti tabiri.
İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur atalarımızın dediği gibi. Hiç içinizdeki çocuğu öldürmeyin söylemleriyle kendinizi kandırmayın. İsteseniz de ölmez, yaşar. O çocuk sizinle gelir ta ki mezara kadar. Ha sonradan değişmek mi, eğer boyunuzu değiştirebiliyorsanız değişin değişebildiğiniz kadar. Unutmayalım; beyinlerimiz büyür, hislerimiz çocuk kalır.

22 Ekim 2022
Fot: Özlem Korkmaz/ Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi

Check Also

Herkese Bir Sonbahar

Herkese Bir Sonbahar “…Ve güzel yaz günleri ne çabuk geçiverdi.” diyor Yaşar Nabi Nayır “Sonbahar” …

Bir cevap yazın