Süleyman Korkmaz
Ölüm Ağlamıştı
Gece dördü ansızın çalkandı namert eşik,
Durmuyor duraksamaz lunaparka dönmüştü.
Dün can evim olan yer bak gör namlusuz beşik,
Bin yuvayı altında teker teker gömmüştü.
Sanki undan örmüştü, çimentosu buğdaydı.
Sanki ölüm ölmüştü yaşamla aynı yastıkta.
Taş enkaz dirilir de cananım altındaydı,
Kırk saati geçmedi, kırık omuzlarımda.
El elde soğumuştu, delirme ağındayım.
Bir yarım bir tuğlada, bir yarım bir kolonda.
Belki bağıran benim, belki uzağındayım.
Sesim arka odada. Soluğum? (-Salondayım)
Zamandır ilaç denen ilaçtır zaman yenen.
Toz bulutu kaplayan yüzümdür bu vedada.
Gidip geliyordum hep başımdayken ev denen.
Hangi sevinç kalır ki bu dirilmez sedada.
Neyse ki içimdeki yitirmedim umudu.
Yüzümdeki taş allık bir yağmura bakardı.
Sudan duvar örenler kaybetmişti hududu.
Gözümdeki çeşmeler ilkbahara akardı.
Unutamıyorum ki o beton dansözleri,
Yaşam için yapılmış, aksini kuşanmıştı.
Dünü toprağa verdik bugünün bu sözleri.
Bir kara matemdi o bizimle yaşlanmıştı.
Süleyman Korkmaz
21.03.2023 07:33