MOSMODERN POSTMODERN ZAMANLARDA DÜNYA İÇİNDE HAYAT ÜLKE ADALET İÇİNDE BEN İÇİNDE NELER VAR NELER
Bu yaptıklarınız insan haklarına aykırı olsa da
Arınma vakti
Bu saatten sonra ötesini berisini karıştıracak değilim
Mahsuplaşacaklarım epey kalabalık
Artıklar hayatımın dışında, duvarımın arkasında
Bir ömür boyu insan olmak derdim iki dakika ile geçiştiremem
Şiddetli geçimlilik ararım ilişkilerimde
Zıddıma inkılap ediyorum aşırı gittim zinhar
İstanbul’un bile iki yakası bir araya gelmiyorken benim mi gelecek?
Sonuçsuz kalan çabaların bıkkınlığı da cabası
Bir besleme gibiyim hayat mücadelesinde
Bir besmele çekeydim düzelirdi her şey
Tutamaklarım koptu
Bende mücadele etmedim hayattan koptum
Re’sen takipteyim
Bilemiyorum ben kimim, neyim?
Bir beklentim var hissettiklerimden ayrı
Su geçirmez, darbelere dayanıklı yeni bir kılıf buldum hayata tutunmak için
Cansiperane savunurdum çürük fikirlerimi, boşunaymış
İlkah eyledim fikirlerimi yeni fikirlerle
Sıra sıra sırlar var zannederdim dünya sahnesinde
Egosaftirikmişim meğer yeni uyandım
Hakikat arayışı yaktı çıramı tutuştum
Bu takaza beni kendime getirdi
Bu yakaza beni kendimden geçirdi
Boynum sırtım belim bacağım ağrısa da
Tevekkülün dayanılmaz hafifliğiyle içim rahat
Babayiğit değilim ama harcım çoktur derdim gibi
Gark oldum dünyaya belki hiçliğe
Çamura bulandım mülevves ruhum
Rakamlara bağlı hayatlar birazda istatistiklere
Gelip gelmemekte kararsız talih
Açık kapalı ve birazda dalgalı duygular
Tanrım olmasa kime güvenirim bu varlık âleminde?
Seyr-ü seferim tanımlanmak zorunda
Hayat serencamım tamamlanmak üzere
İnsan; var ya da yok fark etmez
Sayılardan ibaret birileri için
Proforma fatura ile önden belirlendi bedelim
Yollar aşıldı, ayakkabılar aşındı, ayaklar nasırlaştı
Bu meseleyi ya çözeceğiz ya çözüleceğiz
Mâkablimden mâba’dime köprüm yıkık
Nikbin miyim bedbin mi ikisi arasında bocalıyorum
Sicimle bağladığım umutlar dağıldı gitti
Arz talep dengem bozuk
Bilgi enflasyonu yaşıyorum
Ek seferlerim yok
Kapılar kapalı perdeler örtük
Rüyalar sinik hatıralar silik
Tıkandı nefesim tıkandı hayallerim
Çocukken oynardık oyunlara mutluluk katarak
Bir şeyler için kendimi feda etme yaşını geçeli çok oldu
Yeminler edildi, dualar edildi, beddualar edildi hatta intikam için
Üç İhlas bir Fatiha okuyanım olacak mı arkamdan bilmiyorum
Lavanta kokuyor bahçem
Avanta vermiyor artık bayım
Yüzüme afkuranları dinlemiyorum
Timaios’un satırları geçiyor gözümün önünden
Samimiyet testinden geçmek için daha ne yapmalıyım?
Böğrüme yel girdi kimsenin karşısında eğilmiyorum
Sermest olduğumçün serbestim
Şeytandan el alan tefessüh etmeye mahkûm
Bir üfürükle uçurabilirim şeytan tüylerini
Yalan rüzgârı sert esiyor batıdan
Tüm cihetlerden saldırı altındayım
İşte sana pirinç çık çıkabilirsen içinden
Bu karmaşık meseleyi bir şekilde nihayete erdirmeliyim
Behemehâl terk eyle palavrayı
Sıkacak başka şey mi kalmadı
Git kurşun sık, limon sık, vida sık
Her yiğidin harcı değil insan olmak
Haset semptomları beliren çok
Kimi ok atar kimi .ok atar
Hep hayvanlara laf söyleniyor nankör, kurnaz, kindar, sinsi
Peki ya insanlar!
Rezilliğin resmi her yerde
Sarih beyanlarla müşerref olmak bu kadar zor olmamalı
Modern mosmodern postmodern zamanlarda
Biraz geç oldu lakin ayırdına vardım birçok şeyin
Çarpıcı gelmiyor hayat geç gelen fırsatlar yüzünden
Her şey akıp geçiyor hızlaca
Yazık değil mi bana?
Çekinme!
Söyle!
İsmail Karataş